30 Haziran 2010 Çarşamba

karşıdan geldin. ben de tam karşılara bakarken!şimdi ben tam bu saniyede hüzünlendim.


bugün en sevdiğim eteği giymiş ve bir de makyaj yapmışken farkettim ki bir önemi yok bunun hayatımda. eskiden hoşuma giderdi de şimdi ağırlık yapıyor yüzümde neden? yaşlandım mı yoksa.
yaşlanmadım imkansız bu.

şimdi yağmur yağıyor ankaraya ve içime sırılsıklamım. yağmura çıkıp ağlasam kimse farkedemese böylece. herkes devam etse farketmemeye... ve farklı demişken ben artık çok farklı şeylerden mutlu oluyorum. ve mümkünse kahkaha atmak istiyorum eskisi gibi.

29 Haziran 2010 Salı

son kez
gölgemden gölgen koptu
hem de çok derinden dertliyim
sesin yok tenin yok
sessizlik son kez
tüm o sevgilerimi geri ver bırak
yoruldum çok yolun açık olsun kimse geri dönmez

son kez
gölgemden gölgen koptu
hem de çok derinden dertliyim
sesin yok tenin yok
sessizlik son kez

herşey biter sen mi kaldın bir yalnız
herşey diner yeter ki sen zamanı ver
o sevgilerimi geri ver bırak
yoruldum çok yolun açık olsun
kimse geri dönmez

herşey biter sen mi kaldın bir yalnız
herşey diner yeter ki sen zamanı ver


bu şarkıyı hep büyük bir tutkuyla dinledim... söyleyenin tutkusuyla dinleyenin tutkusu!gerçekten her şey biter her şey diner.hayat denilen şey aslında ellerimizle harcayacağımız kadar kıymetsiz değil!hayat denilen şey üretmek üretmek üretmek ve sonra gurur duymak gibi bir şey!

26 Haziran 2010 Cumartesi

yazıp silmek

ortam sanal olunca cesaretler de sanal ve gereğinden fazla...

25 Haziran 2010 Cuma

başka bir şeyler karalamayı planlarken kafandan sen evet sen...mesela yenilmeden yenileşmeye çalışırken nacizhane birileri gelip seni alt edip sonra eğlenince bununla tüm yazmak istediklerin boşa.halbuki... hal bu ki plansızlığın içinde bir planla sen her gün alt ediliyorsun!tek yapmak istediğin sallanmak oysa dizlerini yormak yeterince yorulunca terk-i diyar etmek. edemiyorsun alt ediliyorsun. konu aşksa salıncağa aşık oluyorsun yoruluyorsun-nokta

24 Haziran 2010 Perşembe

görünene bakmak kolay... görünmeyeni anlayabilmek zor!güçlenmek istiyorsanız hayatta bolca sevip bolca kazık yiyin o sevgilerden. ama bunu yaparken sevmekte ne kadar başarılısınız bunu da sorun kendinize. soramıyorsanız neden yaşıyorsunuz ki!sizi haketmeyenlerin yanında onlara gülümseyip neden işkence çekiyorsunuz ki ve sorarım neden tutamayacağınız sözler veriyorsunuz?bir gün birine gidip her zaman senin yanındayım demeye yeltendiğinizde önce bir düşünün çünkü her zamanın içinde sizin sevmediğiniz zamanları vardır o insanların!geçmiş geçmiştir düzeltin diye değil bir daha yapmayın diye diyorum.

19 Haziran 2010 Cumartesi

tam da sevişmek demişken burada rüzgarla sevişiyor martılar...uykunun hafiflediği anda bir martı çığlığı ve sende dalıyorsun geceye... ondaki sevişmekle sendeki sevişmek! cama yaslanıp kanatlanıyorsun geceye rüzgar dalayıp geçiyor tenini dağılan ipeksi saçlarına ufak bir hareketle müdahale edip aydınlatıyorsun yüzünü. uçabiliyorsan uçuyorsun! ama ondaki sevişmekle sendeki sevişmek! martıyı bir el hareketiyle susturamıyorsun.

14 Haziran 2010 Pazartesi

doğduğum şehir çok sıcak bir şehir sürekli su buharının içinde yürüyormuşçasına ıslak...gözlerimden akanlarla ıslanan yüzümden çok daha iyi vücudumun ıslanması. nefes almak zor ama evet karar verdim daha iyi.
içinde anı olmayan bir şehre gidip yürüsem hayal kursam hiç birşey çağrışım yapmasa gökyüzünün renginden kuşların seslerine kadar her şey bambaşka olsa.. başka bir ben başka bir hayat yaşasam bir kaç günlüğüne evet işte buna dahayal diyorum ben. siz bişi anlamadınız ben yazınca anladım ama yeterli amacım bu zaten;)

12 Haziran 2010 Cumartesi

yaz tatili...

nasıl anlatsam nerden başlasam mm...
bodrum bodrum bodrum bodrum

duygu biraz duygu
bütün isteğim buydu
biraz deniz biraz uyku
bütün isteğim buydu
bodrum bodrum bodrum bodrum

nasıl anlatsam nerden başlasam
kaç kişiydik o zaman
bak kaç kişi kaldı şimdi
bodrum bodrum bodrum bodrum

bir zamanlar aşık olmuştum
ama şimdi ismi neydi unuttum
bodrum bodrum


nasıl anlatsam nerden başlasam
kaç kşiydik o zaman
bak kaç kişi kaldı şimdi
bodrum bodrum bodrum bodrum...

MFÖ' sevgilerle..

11 Haziran 2010 Cuma

yoldayım...daracık koltukta küçücük benin bile bedeni uyuştu!sessiz bir gürültü var burada. insanların içlerinin gürültüleri. hepsi bir hikaye anlatıyor bilemezsiniz ama kıyılarından köşelerinden hissettiriyorlar bir şeyleri eğer görmek isterseniz.
derinlik algımı kullanarak camdan önce kendime bakıyorum sonra dağlarla çevirili yola.ortak bir noktamız var onlarla ziyaretçimiz ne kadar çok olursa olsun yalnızız!bu otobüsteki herkesin de ortak bir noktası var işte o dağlarla. ve görmek istemeyen gözleri var her birimizin. annemizin yarattığı pamuksu dünyada yaşamak istiyoruz daima...

bugün yine keşke erkek olsaydım dediğim bir gün. koskoca bavul ve ben!merdivenlerde tam mücadele etmeye başlıyoruz ki o berbat an geliyor... bir erkek yardım etme, acıma, belki de asılma, efendime söyleyeyim güç gösterisi yapma duygularıyla bezenmiş çekiyor bavulu elimden. bir hışımla taşıyor. bırak demek istiyorum bırak ben taşırım ama diyemiyorum. taşıyamam mı taşırım ama bileğimi incittim bile azıcık taşıma girişimimle.bu yüzden teşekkür edip yoluma devam ediyorum.yaratılıştaki müthiş cinsiyet ayrımı bunu sevmiyorum.

10 Haziran 2010 Perşembe

benim gibi müziği seviyorsanız ve henüz bir senfoni orkestrası konseri dinlemediyseniz tavsiye ederim. sezon kapandı ama:) bir saatte aşk nefret şefkat mutluluk korku heyecan ve türevleri duyguların tamamını hissettim. enstrüman aşığı bir insan olduğum ama çalamadığım için de ayrıca kıskançlıkla ve hırsla izledim. ve orkestra şefi piyano virtüözü beyefendi ağmaydı düşünebiliyor musunuz göremiyor ama orkestra şefi! nota okuyamıyor hepsi aklında tüm eğitim hayatını bu şekilde tamamlamış. vazgeçmek mi diyorsunuz bir orkestraya şef olabilecek gücünüz var. tam sol üst köşenizde ve beynin kendine inan sinyali veren lobunda...

9 Haziran 2010 Çarşamba


pia derin bir uykuya çekildi artık ben yazacağım...



o dinlenene dek.

8 Haziran 2010 Salı

kimse size yardım edemez...
çünkü her şey farklı
kimse sizi anlayamaz
çünkü anlatan yerleriniz ağırdı
ölmüş bir çiçeğe su yetiştirmeye çabası ise pek bir saçma
daha fazla çürüttü bıraktı
bende saksıdan kopardım
koydum günlüğümün arasına
kurusun bari anısı kalsın

7 Haziran 2010 Pazartesi

alışveriş çılgınlığı denen bir hastalığa yakalanmak istiyorum evet... bildiğiniz üzre alışveriş çılgınlığı hastalığına yakalanmak için alışveriş yapmak gerekir alışveriş yapmak için de para gerekir ki o bende yok. böylece bende vitrinlere bakma çılgınlığı hastalığına yakalanmış oluyorum...
ama olmaz alışveriş yapmam lazım süslenmem lazım...bihter eşofman giyiyo olamaz hayırrrrrrrrrrrrrr.... tamam bi daha öyle gezmicem;)
böyle geçip gitsin zaman
anladım değişmeyecek ne yapsam
ağlamıyorum bile
ağlamadığım her an biraz daha tehlikeliyim
biraz daha saldırgan
herkesi gördüm her şeyi
emek veren ellerim titrerler şimdi
bir rüya gördüm
hayat tıpkı eskisi gibi
asla gerçekleri bilemeyeceğiz
uzun sürelik bir mücadelenin kaybeden tarafı oldum yine
neye uzanıyorsam iyi niyetle acı biçtim karşılığında
gidişler tek kişilik
ama bu çok ağır bir bedel
dürüst olmak kötü
değersiz olmak kötü
koskoca bir zamanda hiç anlaşılmamış olmak hepsinden kötü
yeni bir göz yumma için çok geç
son bir şansta bir sil tuşuyla yok edildi çünkü

5 Haziran 2010 Cumartesi

Bugün
Sözlükler kusuyorum
Cümleler kuramazken dun

Bugün
Denize döktüm kendimi
Ucuza gitmeyeyim diye

Bugün
Sıyrıldım rollerimden

Mutluyum
Çünkü artık yokum bugün

Boğulurdum her sağanakta
Yüzmeyi ögrenmişim sanki
Bügun


Bir tuzağa kaptırmıştım kendimi
Ama eminim Tanrı var
Bugün

Bugün
Evimi yaktım
Kitapları attım
Yıkandım temizim artık

Bugün
Dün çok giyildim
Çok pot yaptım
Ütülüyüm jilet gibi
Bugün

"Siz de mi dostlarım?" dedim
"Öyleyse düş, Sezar"
Bugün


Hayat koyu bir balgam
Sert bir pornoydu dün

teoman

artık ne balgamı temizleyen ne de pornodan tiksinip kapatan taraf olucam
şiir amca sen ne doğru şeyler söyledin de...
biz yine duymazdan geldik... güldük söylediklerine.
sen ne doğru şeyler söyledin şiir amca!
ben de gün gelseydi doğru şeylerin yanından bir an olsun geçebilseydim
ama hep yanılıyorum
son kredimi de tükettim
yalandan da olsa
yaşamak güzel biliyorum.

3 Haziran 2010 Perşembe

hesaplar yapa yapa kaybolduk yevmiye defterleri içinde...
boşver kdvyi amortismanı
sen düz hesap geçir borcuna
sonra alacaklısına aynı miktardan
hesaplar tutmazsa tutmasın
sen tüm içtenliğinle tuttuğun hesaplara bak
hayatı parayla ölçemezsin
seni de ölçüp sonra bir de biçenleri es geçmelisin